banner944
24 Kasım 2016 Perşembe 17:00
Makale ; Dövizin ateşini gerçekten düşürmek istiyor muyuz?
banner977
ÖZGÜRLÜK İÇİN SON ÇIKIŞ

YAPILANLAR YETERSİZ.

Döviz son bir ayda neredeyse %15 devalüe oldu. Hiç bir müdahale yapılmadı. Bugün MB dövize müdahale etti. Piyasaya 1.5 milyar dolar sıcak para saldı. Ayrıca Faizleri de 0,25 puan arttırdı.

Sonuç;; Dolar 3,41 lerden 3,36 lara indi. 

Peki sonra ne oldu?

Avrupa Birliği Parlementosu Türkiye ile müzakereleri durdurma tasarısını oylayarak büyük çoğunlukla kabul etti ve karara dönüştürdü. 
Bunu duyan döviz özellikle de dolar naaptı peki?

Hooop tekrar yükselişe geçti bu sefer 1 saat önceki kura rahmet okutup 3.43 oldu.

Eğri oturup doğru konuşmak lazım.

Dövize böyle küçük dokunuşlar yaparak sadece şevkini arttırırsınız. Etkili müdahale olmadan ne döviz ne de faiz kontrol edilemez.

Döviz ve faiz birbirini tetikleyen elemanlardır. Ancak bilinmesi gereken asıl konu şudur.

Döviz, faiz, hisse senedi gibi kağıtlardan oluşan ekonomi araçlarının mucidi biz değiliz. DÜnya üzerinde bu kağıtları yani üç kağıdı kontrol eden büyük güçler mevcut. ABD ve İngiltere bunların başında gelmektedir.

Londra ve NewYork merkez olmak üzere birkaç batı ülkesi daha bu sistemi istedikleri gibi yönetip yönlendirmektedir.

Türkiye geçmişte en büyük hatayı serbest piyasa ekonomisi dedikleri modele geçerek yapmıştır.

Bu tıpkı henüz üst baş giyinmeyi bilmeyen, hatta ayakkabısını dahi kendi giyemeyen çocuğu sokağa salmak gibidir. Bu çocuğun sokaktan sağlam dönme ihtimali yüzde kaç sizce?

Türkiye kuralları başkasının koyduğu bir oyunda serbest rekabet edeceğim diyor. İyi de ortada eşit rekabet şartları yokken hangi rekabetten bahsediyorsunuz? Küresel güçlerin ekonomi enstrümanlarını çalarak komik duruma düşüyorsunuz. 160 kiloluk bir pehlivanla hafif sıklet bir güreşcinin karşılaşması gibi birşey bu. Hafif sıkletin yapması gereken tek şey kaçak güreşmektir. Aksi halde bir daha ringe dahi çıkamayabilir.  Onların bir şirketinin büyüklüğü sizin ülkenizden fazla...

Kendileri davul çalarken sizi sürekli saksafon çalmaya zorlayan bir sistemden bahsediyoruz. Ee nefesiniz yok ama çalacağım diye yırtınıyorsunuz.

Olmuyor, olamıyor.

Bir kere bu işi çözmek için bağımlı olmaktan kurtulup Bağımsız bir TÜrkiye için fikir ve gönül birliği yapmak gerekiyor. 

Küresel güçlerin " üç kağıt" (döviz, faiz, hisse senedi) ekonomisinde yok olup gitmek istemiyorsak, ülkemizin kaynaklarını bu sistemin ahtapot gibi dünyayı sarmış kolları arasında eritmek istemiyorsak, çekirge sürüsünün daldığı tohumluk gibi talan edilmek istemiyorsak Tamamen Bağımsız, Özgür bir Ülke olmak zorundayız.

Bu tutsaklık sinsi ve kahbe. Bu tutsaklık acımasız. Bu tutsaklık tüm insanlarımıza afyon verilip mutlu edilmek suretiyle sağlanan sahte memnuniyet tutsaklığıdır.

Üç kağıt ekonimisinin prangalarından kurtulmak istiyorsak yapacağımız şey ekonomi koordinasyon kurulunun ipleri eline alması ve serbest döviz, serbest faiz uygulamalarından vazgeçmesidir.

Gerçekten TÜrk Lirasının değerini kaybettirecek Amerika ne kalkınması yapmış, Avrupa marsa mı ayak basmış, ne olmuş da TL değer kaybediyor? Bunların hepsi , yalandır, sanaldır, sahtedir ve kandırmacadır.

Avrupalı ve Amerikalı ekonomik faşitlerin hegamonyasını bitirme vakti geldi de geçiyor. Adamların ekmeğine sürekli yağ sürmekten bir an önce vaz geçmeliyiz.

Eğer ekonominizi kontrol etmeyip, uluslararası güçlerin menzilinde hedef tahtası olarak tutmaya devam ederseniz, 80 değil 380 milyon TÜrk olsanız esaretten kurtulamazsınız.

Para deyip geçmeyin. Bu özgürlüğün de simgesidir. Nasıl ki siyaseten özgürlüğümüzün simgesi Ay Yıldızlı bayrağımız ise, ekonomik özgürlüğümüzün simgesi de Gazi Fotoğraflı paramızdır.

Unutmayalım ki; dünyada eşit rekabet şartlarında bir ekonomi yürütülmüyor, güçlü olanın zayıf olanı sömürdüğü bir adi sistem kurulmuş durumda.

İşte son örneği de Avrupa Parlamentosunda oylanan ve aleyhimize kararla müzakerelerin durdurulmasının neticeye bağlanmış olması.
Değerlerine sımsıkı sahip çıktığınız, yere göğe konduramadığınız batının sözüm ona medeniyeti çuvallamıştır. Yer yarılsa da dibine girsek diyen Avrupalı vatandaş sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Avrupanın bitmek bilmeyen çifte standarları, teröre verdiği destek, teröriste yatalık, yardım, eğitim hizmetleri insanlığın onuruna indirilmiş büyük bir darbedir.

15 temmuzda darbecilerin yanında yer alan, Suriye ve Irakta, YPG ve DEaş teröristlerin destekleyip, Esad katilini kollayan, 40 yıldır ülkemizde bir kısım kürtcükleri kandırıp ellerine silah verip kendi devletine ve milletine kurşun sıktıran kokuşmuş Avrupa ve onun aşağılık birliği.

Bu birlikte olunamayacağı hasbelkader bizim gibi az akıllıların bile anlayıp çözebildiği bir şey iken 1959 dan bu yana yani tam 57 yıldır o kapıda sürtüp, kul olmanın anlamını çözebilmiş de değiliz.

İşte bu kölelik ve kapı kulluğu anlayışını iyi irdelemek gerekir. Osmanlının yüzyıllarca kapısında kul ettiği Avrupa, Türkiye'den intikamını almaktadır.

Uyanmak için günün doğmasını beklemeye gerek var mı arkadaş ? Akıl saatinin alarmı çalıyor işte, kalk ve yüzünü yıka, abdestini al, mücadeleye hazı ol. Belki bu mücadale azmi ve bilinci bir daha hiç gelmeyecek. Duracak, bekleyecek zaman değil , mücadele için iman tazeleme zamanıdır.

Ekonomik, siyasi, askeri her alanda mücadeleye en çok muhtac olduğumuz günlerden geçiyoruz. Gerçekten kölelikten kurtulmak istiyorsak bizi esarete mahkum eden sebepleri ortadan kaldırmakla işe başlamalıyız. Mesela AB gibi, Nato gibi, üç kağıt ekonomisi gibi.

Allah yar ve yardımcımız olsun

Selim Bilal
Son Güncelleme: 24.11.2016 23:14
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.